Maviş Halil , yeni evlendiği acar gelinle geçirdiği gecenin ardı

Maviş Halil , yeni evlendiği acar gelinle geçirdiği gecenin ardından ,malum sebepten ötürü gusül almaya karar verdi .. Taş ırbığı alarak evinin yakınlarındaki mağaranın içine girdi.. Çıkardı üstündekileri yavaş yavaş.. Kokunun verdiği ağırlıktan bir an önce kurtulmak istedi… Suyu yavaş yavaş omuzlarından aşağıya dökmeye başladı.. İzlenmekte olduğunu hisseden Halil ,istifini bozmadan abdestini almaya devam etti.. Gavur 1 : Şunu şuracıkta öldürelim de kurtulalım,Türk değil mi bunlar hepsi aynı ! Gavur 2 : Köklerine kıran giresiceler Gavur 1 : Hadi ne duruyorsunuz salla hançeri be göğsüne… Gavur 3 : Yazık daha çok genç duruyor kıymayalım canına ( Merhametlisini bulmak mı ? O da ne ? ) Bağışlayın canını… “Sanki canımızı bağışlamak onlara kaldı da…” Canım…!!! Eyvahlar olsun… Nefes alışverişlerimi kontrol etmek zorundaydım… Göğsümün hızlıca inip kalkmasına müsaade etmeden nefesimi içime çekip,yutkundum… Kurtuluş Savaşı yeni bitmişti… O elem,acı,isyan kokan günlerin buhranı içindeydi halkımız…Ama gavurlar hala ordan buradan çıkıp çıkıp duruyor … Acımasızca zalimliklerine ,katliamlarına devam ediyorlardı … Gözleri karaydı,hırs gözlerini bürümüş , insanlık namına bir zerre kalmamıştı kanıbozuklarda… Sessizliği koruyup varlıklarından habersiz gibi davrandım,abdestimi alıp da işim tükenince pılımı pırtımı üstüme geçirip,ıbrığımı,tasımı yüklenip evimin yolunu tutar gibi ettim..Baktım takip edenim yok…Köylülerin yanında aldığım soluğu..Anlattım olup biteni …yerlerinden haberdar ettim...Hep beraber gidip bulduk onları… Öldürmeliydik,öldürecektik…Biz öldürmezsek bir başkasını öldüreceklerdi…Bir başka ocağı söndüreceklerdi…Kaç bebeyi anasız-babasız koyacaklardı…Kaç ırza geçecek,kaç karının kızın başına musallat olacaklardı… İçlerinde benim de olduğumu görünce içlerinden biri haykırdı : -Delikanlı biz senin canını bağışladık ,ama sen bizi eleverdin ! Orada öldürdük hepsini… Türkler acımasız mı ? Türkler vefasız mı ? Türkler imansız mı ? -Hayır… Dedem anlatır : Düşman savaşın tam da göbeğinde köydeki evleri basar kadınları,çocukları,bebekleri toplar… Kadınları bir araya koyar…Çocukları yanlarından alırlar… Derler ki birazdan sizlerin karnını doyuracağız…Çoluk,çocuk,ana aç ,malum savaşta kıtlık baş göstermiş…Birazdan gavurlar ellerinde koca koca ağzı kapaklı tencerelerle gelirler ve her ananın önüne bir tencere koyarlar… Tencereden ne mi çıktı dersiniz… Yavrucakların kesilmiş başları! Biz mi acımasız ? Biz mi hainiz? Biz miyiz iyilikten anlamayan ? Şimdi suçlu mu oldu Maviş Halil sizi eleverdi diye? Şimdi nankör mü oldu o delikanlı ha ? Biz ırzına geçilen bir ananın intikamını aldık… Biz kundakta tecavüz edilen bebelerin intikamını aldık… Biz basılan evlerde katledilen vatandaşların intikamını aldık… Biz toprağımızın rengini kırmızıyla değiştirenlerin intikamını aldık … “İntikam almak” kötüdür biliriz haşa ; ama sizin gibiler olduğu sürece Türk milletine mübahtır ! Kökleri ,kömeçleri kuruyasıcalar !!! Şimdi avazımız çıktığı kadar bağırıp da hepimiz onlardanız demeyiniz lütfen , sonra olur ya birilerinin kemikleri sızlamaya … Ecdanının kadrini-kıymetini bilenlere selam olsun…

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !